ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırısının başlamasından 37 gün geçmesine rağmen, operasyonun ilan edilen hedefleri gerçekleşmiş değil. Aksine, sahadaki gelişmeler saldırıyı başlatan taraflar için stratejik bir çıkmazın oluştuğunu ve askeri ile siyasi başarısızlıkların giderek belirginleştiğini gösteriyor. Savaş, sivillerin özellikle de masum öğrencilerin hayatını kaybettiği geniş çaplı saldırılarla başladı ve kısa sürede insani, güvenlik ve ekonomik boyutları olan büyük bir krize dönüştü. Bu durum uluslararası medyada da farklı yorumlara ve analizlere yol açtı.
Batılı medya kuruluşları savaşın gidişatına dair dikkat çekici değerlendirmeler yaptı. CNN’e göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Yahudilerin tarihsel zaferlerine atıfta bulunan sert bir savaş konuşması yaptı ve İsrail’in düşmanlarına yönelik saldırılarını dini anlatılarda yer alan “Mısır’a gönderilen on bela” ile kıyasladı. Netanyahu, İsrail’in “Orta Doğu’yu değiştirdiğini” söyledi. Ancak yalnızca birkaç saat sonra İran, çatışmanın en ağır saldırı dalgalarından birini başlattı. Bu durum Netanyahu’nun zaferci söylemi ile sahadaki gerçeklik arasındaki farkı ortaya koydu.
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid de Netanyahu’nun sözlerini “kibirli” olarak nitelendirdi ve savaşın başlamasından sonra dengelerin ciddi şekilde değişmediğini söyledi. Yapılan anketler İsrail toplumunun çoğunun savaşı desteklediğini gösterse de, hükümetin ilan edilen hedeflere ulaşabileceğine dair güvenin ciddi biçimde azaldığını ortaya koyuyor.
The Guardian ise savaşın enerji piyasalarına etkisine dikkat çekerek, ABD’de artan enerji fiyatlarının ve enflasyon baskısının siyasi sonuçlar doğurabileceğini yazdı. Atlantik Konseyi ise Irak savaşından önceki istihbarat hatalarını hatırlatarak, İran’la ilgili değerlendirmelerin de siyasi kararlarla çarpıtılabileceğini belirtti.
Associated Press’e göre savaş sadece bölgeyi değil, küresel yardım faaliyetlerini de etkiliyor. Uluslararası yardım kuruluşları, çatışmaların deniz ticaret yollarını bozduğunu ve özellikle Fars Körfezi çevresindeki güzergâhlarda ciddi aksamalar yaşandığını bildirdi. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim, petrol fiyatlarını ve nakliye maliyetlerini artırarak küresel enerji krizini derinleştirme riski taşıyor.
Arap ve bölgesel medya ise savaşın askeri ve siyasi sonuçlarına odaklanıyor. El-Mesire’ye göre İran hava savunması ABD’ye ait MQ‑9 tipi bir insansız hava aracını düşürdü ve bu durum İran’ın hava savunma kapasitesinin etkinliğini gösteriyor. Aynı zamanda savaşın ekonomik sonuçlarının ABD’yi de etkilediği ve yakıt fiyatlarının bazı şehirlerde galon başına 8 doların üzerine çıktığı belirtiliyor.
El‑Cezire, savaşın bölge ekonomileri üzerindeki etkilerini ele alarak özellikle Mısır’ın petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle akaryakıt fiyatlarını yükseltmek zorunda kaldığını yazdı. El‑Meyadin ise savaşın bölgesel dengeleri kalıcı biçimde değiştirebileceğini ve ABD ile İsrail’in savaş hedeflerini giderek düşürmek zorunda kaldığını belirtiyor.
Çin ve Rusya medyasında ise savaşın küresel düzen üzerindeki etkileri tartışılıyor. Analistlere göre uzun süren bir çatışma, küresel ekonomi için ciddi bir kriz yaratabilir ve ABD’nin askeri gücüne dayalı stratejisinin sınırlarını ortaya koyabilir.
İsrail medyasında da savaşın geleceğine dair karamsar değerlendirmeler yer alıyor. Haaretz, savaşın ABD‑İsrail ilişkilerinde kırılma yaratabileceğini yazarken, Ynet News modern savaşlarda kesin zaferlerin giderek daha nadir hale geldiğini ve İran’la savaşın da net bir kazananı olmayabileceğini belirtiyor.

yorumunuz